I. MESUD
(1116-1155)
Bu dönemde Anadolu Tükleri arasında egemen güç Danişmendoğlu Gazi Gümüştekin'dir. Mes'ud, Gümüştekin’in damadıdır. Hasan Bey'in oğlu Boğa, Gümüştekin’in desteğiyle ayaklanarak, babasını öldürten, Şahinşahı tutsak alır ve gözlerine mil çektirir. Hapisten çıkarılan Mes'ud Konya tahtına oturtulur (1116). Mes'ud, kardeşi Şahinşah'ı, kör durumda bile tehlikeli bulup, boğdurur (1117). Kısa bir süre sonra da Bizans imparatoru Aleksius ve Büyük Selçuklu Sultanı Muhammed Tapar ölürler (1118). Aleksius’un yerine oğlu John II Comnenus (Yuannis) geçer. Selçuklu ve Bizans savaşları yeniden başlar. Bizanslılar 1119 da Denizli, 1120-1121 yıllarında da Uluborlu ve Antalya üzerine seferler yaparlar. 1122 de, Balkanlar’da Peçeneklere karşı büyük bir zafer kazanırlar.
Bizans’ın Balkanlar’da Peçenekler ve daha sonra da Macarlar’la meşgul olması, Mes’ud ve kayınpederi Gümüştekin’in şark işleri ile ilgilenmesine olanak verdi. Bu dönemde yerel devletler, din ve milliyet farkı gözetmeksizin, aktüel politikanın gerektirdiği değişik ittifak politikaları sergilerler. 1115 te Sultan Muhammed adına komutanı Porsuk Urfa üzerine yürüdü. Artuklu İlgazi ve Belek, Porsuk’u püskürttüler. 1116 da Porsuk, Urfa’yı tekrar muhasara ettiği zaman, İlgazi, Şam Emiri Tug-Tekin ile, Urfa kontu Roger yanında yer aldılar, Kudüs Kralı ve Antakya Kontu ile birleştiler. 1118 de Muhammed Tapar ölünce durum değişti. Kendisini daha serbest hisseden İlgazi Urfa ve Antakya’yı işgal etti. Urfa Kontu Roger öldürüldü.
Güney-Doğu’da bunlar cereyan ederken, Erzican, Kemah, Divriği yöresinde egemen olan Mengücikoğlu İshak, Malatya Sultanı Tuğrul Arslan’a ait olan Harput ve Dersim bölgesine saldırdı (1118). Bu sırada Belek, Porsuk’a karşı savaştığından, Tuğrul Arslan’a Kont Joscelin yardım etti. Ertesi yıl Belek, Mengücikoğlu üzerine yürüyünce, Mengücikoğlu, Trabzon Rum Dükası Konstantin Gabras ile birleşti. 1120 de, Gümüşhane’ye bağlı Şiran bölgesindeki bir savaşta, Belek, Gümüştekin ve Mes’ud galip gelerek, Gabras ve Mengücikoğlu’nu esir ettiler. Gümüştekin, Mengücikoğlu’nu damadı olduğu için parasız, Gabras’ı ise 30.000 dinar fidye karşılığı serbest bıraktı. Gümüştekin’in, esirleri Belek’e sormadan serbest bırakması ile aralarındaki ittifak bozuldu.
Artuklu hükümdarı İlgazi’nin 1121 de giriştiği Gürcistan seferi mühim bir olaydır. Gürcistan, Alparslan ve Melikşah döneminde itaate alındıktan sonra, Tiflis önemli bir müslüman şehri olmuştu. Melikşah’ın ölümünden ve Haçlılar’ın Suriye’ye yerleşmesinden sonra, Gürcü Kralı David (1089-1125), Kuzey komşusu Kıpçak Hanı Karahan’ın kızı ile evlenip, Kıpçak desteği ile güçlendi ve Kafkas Türkmenleri’ni sıkıştırmaya başladı. Bunun üzerine Artuklu İlgazi, Selçuklu Sultanı Mahmud’un kardeşi Gence Meliki Tuğrul ile birlikte, Gürcistan üzerine yürüdüler, fakat kötü şekilde yenildiler. Tiflis, Gürcüler’e geçti (1121). Hayatı zaferlerle dolu İlgazi, utanç içersinde memleketine döndü. Gürcüler, takiben İspir ve Pasinler’e kadar Erzurum bölgesini işgal ettiler. Bu sıralarda İlgazi ve amcası Belek, haçlılara karşı bazı savaşlar verdiler, Kont Joscelin ve bazı başka haçlı kontlarını esir aldılar. Takiben İlgazi öldü, oğulları Timurtaş ve Süleyman’ı, Belek’e emanet etti. İlgazi’nin ölümünden sonra, Belek’in bölgedeki gücü daha da arttı.
1123 te Kudüs Kralı Baudouin, hem Belek’ten intikam almak ve hem de esir Frank kontlarını kurtarmak için harekete geçti. Belek Haçlı ordusunu, Rab’an’da pusuya düşürerek mağlup etti. Baudouin, esirleri kurtarmaya giderken, yeğeni ile birlikte kendisi esir düştü (18 Nisan 1123). Belek, Harran ve Tel-Başer şehirlerini alarak Halep üzerine yürüdü. Halep muhasarası sırasında aldığı bir ok yarası ile şehit oldu (6 Mayıs 1124). Evladı olmadığı için, memleketi, Artukoğulları arasında taksim edildi. Tuğrul Arslan, üvey babası Belek’e ait Gerger ve Maasara’yı aldı. Bu nedenle, Harput Beyi Artukoğlu Süleyman ile arasında anlaşmazlık çıktı. Timurtaş, Kral Baudouin’i 100.000 dinar karşılığında serbest bıraktı.
Malatya, Danişmendliler için daima önemli olmuştu. Konya Sultanı Mes’ud zaten kayınpederi Gümüştekin’in güdümünde idi. Belek’in ölümü ve Tuğrul Arslan ile Artukoğulları’nın arasının açılması, Danişmendliler’in Malatya’yı zaptı için uygun ortam oluşturdu. Gümüştekin, damadı Mes’ud ile birlikte Malatya’yı kuşattı. Şehirde kıtlık ve açlık başgösterdi. Tuğrul Arslan ve Annesi şehri terketmek zorunda kaldılar. Böylece Malatya, tekrar Danişmandliler’e geçti (1124). Artukoğlu Süleyman ölünce, Harput konusunda, Gümüştekin ve Artukoğlu Davud arasında çatışmalar görüldü.
Mes’ud’un, kardeşi Tuğrul Arslan’a ait olan Malatya’yı, Gümüştekin’e bırakmasını, Ankara, Kastamonu taraflarında egemen bulunan diğer kardeş Arap kabul etmedi. Gümüştekin’in Artuklar’la meşgul bulunmasından da yararlanan Arap, Konya üzerine yürüdü. Mes’ud yenildi ve Bizans İmparatoru John Comnenos’a gitti. İmparatorun da arası Arap ile iyi olmadığından, Mes’ud’a yardım etti. İmparator Kastamonu’yu kuşattı. Mes’ud, İmparator’dan aldığı yardım ve Gümüştekin’in de desteği ile, Arap üzerine yürüdü. Arap, Kilikya Ermeni Prensi Thoros’a sığındı. Arap, Ermeni-Türkmen karışımı ordusu ile müteaddit defalar, Danişmendliler üzerine yürüdü ise de bir sonuç alamadı (1128). Bu sırada Tuğrul Arslan’ın da desteğini gördü.
Bu dönemde, Danişmendliler, küçük Konya Sultanlığı hariç, Malatya’dan Sakarya bölgelerine kadar büyük bir alana egemendiler. Buradan Karadeniz sahillerine doğru ilerlediler. Bölge Rum egemeni Kasiarus, 1129 da, bütün sahil kalelerini Gümüştekin’e teslim etti. Aynı yıl, Ermeni Prensi Thoros’un ölümü üzerine, Bohemond komutasında haçlılar, Kilikya’ya girdiler. Anazarba’da Danişmenliler’e yenildiler. Bohemond da ölenler arasındaydı. Gümüştekin, 1131 de, Ermeni Prensi Leon’un tecavüzlerine karşı, tekrar Kilikya’ya girdi ve Leon’u vergiye bağladı. Urfa Kontu Joscelin, Türkler’e karşı sefer sırasında yolda öldü.
Gümüştekin, Bizanslılar, Ermeniler ve Haçlılar’a karşı kazandığı başarılardan sonra, Anadolu hükümdarları arasında en yüksek mevkii aldı. Bunun üzerine Bağdad Halifesi ve Sultan Sancar, kendisine birçok hükümdarlık alametleri ile birlikte “Melik” ünvanı veren bir ferman yolladılar. Elçiler Malatya’ya ulaştığında zaten hasta olan Gümüştekin öldü (1134). Bunun üzerine “Melik” ünvanı oğlu Muhammed’e tevdi edildi.
Gümüştekin’in dört oğlu vardı: Muhammed, Yağıbasan, Yağan ve Ayn ud-Devle. Babasının yerine Muhammed geçti. Muhammed, Kayseri’yi imar ederek başkenti buraya taşıdı. Taht kavgaları başladı. Muhammed, Yağan’ı öldürttü. Çankırı, Bizanslılar tarafından işgal edildi ise de, bir karşı seferle geri alındı. Muhammed 1136 da, Ermeniler arasındaki bir savaştan faydalanarak, Maraş ve Göksun üzerine yürüdü. Lazkiye’ye kadar ilerledi. Kont Baudouin, John Comnenus’tan yardım istedi. İmparator 1137 de Kilikya’yı işgal etti. Urfa ve Antakya kontları ile burada buluştu ve itaatlerini sağladı. Ermeni Prensi Leon’u ailesiyle birlikte İstanbul’a yolladı. Muhammed geri çekildi. İmparator Antakya üzerinden kuzey Suriye’ye yürüdü. Musul Atabeki İmadeddin Zengi (1127-1146), diğer islam hükümdarlardan yardım istedi. Mes’ud, Kilikya’ya indi. Sonunda İmparator bütün bölge güçlerini karşına aldığı için, bir sonuç alamadan, geri dönmek zorunda kaldı. Bu sırada, Muhammed, kardeşi Ayn ud-devle ile mücadele halinde idi. Ayn ud-devle önce Diyarbakır’a kaçtı ve sonunda Kont Joscelin’e sığındı.
Mes’ud ve Muhammed, Bizans aleyhine genişlemeye başladılar. Trabzon Dükası Konstantin Gabras güçlenerek bağımsız hale geldi. 1139 da, İmparator bu problemleri halletmek amacıyla yeni bir sefer düzenledi. Danişmendliler’in eski başkenti Niksar’ı kuşattı. Fakat yine bir sonuç alamadan geri dönmek zorunda kaldı (1141). Ertesi yıl, Mes’ud’un Uluborlu ve Antalya üzerine yürümesi, İmparatoru tekrar sefere çıkardı. İmparator bu bölgede, Mes’ud’un idaresini tercih eden yerli Rum halkla uğraşmak zorunda kaldı. Takiben Kilikya’ya geçen imparator burada öldü (1143). Yerine Manuel I Comnenus (1143-1180) geçti.
Aynı yıl (1143), Danişmendli Muhammed’in de vefatı üzerine, taht kavgaları ortaya çıktı. Melik Muhammed’in, Zünnun, Yunus ve İbrahim adında üç oğlu vardı. Yerine Zünnun’u bıraktığı halde, dul eşi, Sivas’ta hüküm süren, Muhammed’in kardeşi Yağıbasan ile evlendi. Zünnun Kayseri’ye kaçarak orada hükümdarlığını ilan etti. Bu arada Malatyalılar, Muhammed’in diğer kardeşi, Ayn ud-Devle’yi başa geçirdiler. Böylece Sivas’ta Yağıbasan, Malatya’da Ayn ud-Devle ve Malatya’da Zünnun olmak üzere Danişmenli devleti üçe bölündü. Bu durum Mes’ud’un güçlenip genişlemesine yaradı. Mes’ud, Danişmendliler’in taht kavgasında Zünnun tarafını tuttu. Diğerleri aleyhine Fırat boylarına kadar Danişmendli ülkesini zaptetti. Mes’ud’un Bizans aleyhine de genişleme politikası gütmesi nedeniyle, Manuel Comnenus büyük bir ordu ile Akşehir üstünden Konya’ya yürüdü. Gariptir ki bu savaşta, bizans ordusundaki önemli komutanlardan birisi, vaktiyle Bizans’a esir düşerek sonradan gerçek bir Bizans’lı olan Akkuş, Türk ordusunun önemli komutanlarından birisi ise, Bizans İmparator soyundan olup, Mes’ud’a sığınan ve sonradan onun damadı olan Yuannis Çelebi idi. Manuel, Konya’yı uzun süre muhasara ettikten sonra, Avrupa’da ikinci haçlı hareketinin de başladığı haberinin alınması üzerine geri çekilmeye karar verdi. Geri çekiliş sırasında Bizans ordusuna, yapılan baskınlarla, büyük zayiat verdirildi. Haçlı tehdidi karşısında Mes’ud ve Manuel, anlaşmak zorunda kaldılar.
İmadeddin Zengi’nin, devletini, Musul ve Halep olmak üzere ikiye ayıran, Urfa kontluğunu ortadan kaldırması, Antakya Dukalığı, Trablus Kontluğu ve Kudüs Krallığı’nı da tehlikeye düşürdü. Bunun üzerine Avrupa’da yeni bir haçlı ordusu hazırlanmaya başlandı. Bu ordunun Alman İmparatoru III. Conrad ve Fransız Kralı VII Saint Louis başkanlığında 1.400.000 kişiyi aştığı söylenir. İlk önce Alman İmparatoru İstanbul’a ulaştı ve İznik Eskişehir yönünde ilerledi. Bu haçlı seferinde İmparator Manuel haçlılarla iyi işbirliği yapmadı. Hatta zaman zaman rumlar haçlılara karşı savaş verdiler. Bu haçlıları, Sultan Mes’ud, Eskişehir yakınlarında, babasının 1. haçlıları karşıladığı yerde kaşıladı (1147). Kalabalık olmasına rağmen ağır ve hantal haçlı ordusu, çevik Selçuklu ordusu karşısında tutunamadı ve yenilerek ağır kayıplar verdi. Haçlıların ancak onda biri İznik yönünde kaçabildi. Kaçarken yerli rumların baskınları ile daha da perişan oldular.
Saint Louis komutasındaki ikinci gurup İstanbul’dan geçerek İznik’e geldiğinde III. Conrad ile karşılaştı ve felaketi orada öğrendi. Bunun üzerine Fransız Kralı Konya üzerine yürümekten vazgeçip, Selçuklular’ın çevresinden dolaşmaya karar verdi. Balıkesir, İzmir, Denizli üzerinden Antalya’ya ulaştı. Ordusu yolda birçokkez, Türkmen ve yerli rumların taarruzuna uğradı. Ordunun baronları dükleri ve zenginleri Antalya’dan gemilerle Suriye’ye geçtiler. Antalya’da kalanlar ise Hem Türk ve Hem de Rumların sıkıştırması ile perişan oldular. Çoğu müslümanlığa geçmek zorunda kaldı.
Sultan
Mes’ud, Bizans taaruzlarını Konya önünde kırdıktan ve haçlı ordularını
Anadolu’da perişan ettikten sonra güçlendi ve rahat bir nefes aldı.
Tekrar doğu işlerine yöneldi. Damadı
Halep Atabek’i Nureddin Mahmud ve Artuklular’la birlikte, Haçlılar’a karşı
genel bir taarruza geçtiler. Nureddin
önce, babasının şahadeti ve Ermeniler’in isyanı üzerine, Jocelin tarafından
işgal edilen Urfa’yı ikinci defa fethetti (1148).
Ayıntab ve Tel-Başer yönünde haçlılar’ın üzerine yürüdü
fakat mağlup oldu.
Mes’ud, oğlu Kılıçarslan ile birlikte 1149 da Franklar’a karşı harekete geçerek Maraş’ı aldı. 1150 de Göksun, Behisni, Göynük, Antep ve Rab’an’ı ele geçirdi. Antakya’ya yürürken, Jocelin’in tabiiyet arzetmesi üzerine geri döndü. Elbistan merkez olmak üzere bu bölgeleri oğlu Kılıçarslan’ın idaresine bıraktı.
Mes’ud’un bu süratli fetihleri, Artuk ve Danişmendli emirleri ve Atabek Nureddin’in de, haçlılar üzerine başarılı seferlerine neden oldu. Ayıntab’a doğru yağmaya giden Jocelin Türkmenler tarafından esir edilip Nureddin’e yollandı. Buna karşılık Nureddin de Ayıntab’ı Türkmenler’e verdi. Sivasta hüküm süren Yağıbasan Karadeniz sahillerine yöneldi ve Bafra’yı aldı (1151). Malatya’da Ayn-ud Devle ölünce yerine oğlu Zülkarneyn geçti (1152). Yağıbasan, yeğeni Zülkarneyn ile Selçuklular’a karşı anlaştı. Mes’ud tekrar malatya’yı kuşattı fakat Zülkarneyn’in aman dilemesi üzerine, kendisine bağımlı kalmak üzere Malatya’yı ona bıraktı. Zülkarneyn’in yaşı küçük olduğu için Annesi de idareye karışıyordu. Bunun üzerine Mes’ud bütün Danişmendli ülkesini hakimiyeti altına aldı.
Ermeni prensi Leon’un, İstanbul’da ölmesinden sonra, oğlu Thoros kaçıp Kilikya’ya geldi. Burada haçlılarla birleşip Selçuklular ve Bizans’a karşı faaliyete başladı. Mes’ud büyük bir ordu ile Kilikya’ya indi. Fakat tabii afetler ve hastalıklar nedeniyle bir sonuç alamadan geri dönmek zorunda kaldı. Dönüşünde hastalandı ve öleceğini hissederek, devleti, üç oğlu arasında paylaştırdı. Elbistan Meliki olan oğlu Kılıçarslan’ı sultan ilan ederek, kardeşlerini ona tabi kıldı. Oğullarından Şahinşah, Ankara, Çankırı, Kastamonu Meliki idi. Üçüncü oğlunun adının Dolat olduğu söylenir. Kayseri’yi damadı Zünnun’a, Sivas ve Amasya’yı ise diğer damadı Yağıbasan’a bıraktı.
Mes’ud zamanında, haçlı kaynakları Anadolu’dan “Turkia” olarak söz ederler. Bununla karşın, islam kaynakları geleneği devam ettirip, Anadolu’dan “diyar-ı Rum” veya sadece “Rum” olarak bahsederler.NEXT PAGE PREVIOUS PAGE INDEX PAGE SELJUQS OF RUM ANATOLIAN COINS